jump to navigation

Öğrencilerinizin Daha Çok Bilgiyi Kolayca Hatırlamasını Sağlayın Kasım 17, 2007

Posted by uzaktanegitim in best practices, e-öğrenme, e-learning, psikoloji, teorik.
trackback

Akademik ya da profesyonel hayata yönelik olarak çalışan eğitimciler olarak tabii ki çok iyi e-learning dersleri hazırlamak isteriz. Her ne kadar tüm e-learning hedefleri aynı olmasa da bir ders tasarlarken öğrencinin o dersi çok daha kolay hatırlamasını ve gerçek
dünyada kullanmasını sağlamak için dikkat edilmesi gereken bazı temel noktalar vardır.

Bunun için öğrencinin e-learning dersinin içeriğini işlerken çalışan beyin süreçlerini anlamanız gerekmektedir. Bu yazıda bilişsel öğrenme teorisinden çok kısaca bahsedecek ve e-learning dersleri ile bağlantısı üzerinde duracağız.

Öğrenme kısaca çalışma hafızanıza yeni bilgi almak ve bunu uzun süreli hafızanızdaki bilgilerle entegre etme süreci olarak tanımlanabilir. Bir kez uzun süreli hafızaya giren bir bilgi daha sonra hatırlanabilir ve gerçek hayatta kullanılabilir.

Çalışma hafızası (kısa süreli hafıza olarak da bilinir) ve uzun süreli hafıza ile ile ilgili bilmeniz gereken birkaç önemli nokta şunlardır:

  • Çalışma hafızası: Çalışma hafızası bilgiyi işlemekte iyidir ama belli bir seferde ancak kısıtlı miktarda bilgi barındırabilir. Tüm aktif düşünce süreçleri çalışma hafızasında gerçekleşir.
  • Uzun süreli hafıza: Uzun süreli hafızanız sizin bilgi deponuzdur ve sahip olduğunuz tüm bilgilerin depolandığı hafızadır.

Öğrenme sürecinde yeni gelen veriyi önceki bilgilerinizle birleştirmeye çalışırsınız. Aktif olarak bilgiyi işlerken bunu çalışma hafızanızla uzun süreli hafızanız arasında bir süre taşıyıp durursunuz.

Basit bir örnek vermek gerekirse şöyle düşünün: Çalışma hafızanız hemen o anda notlar alabileceğiniz ve hesaplarınızı yapabileceğiniz bir beyaz tahtadır. Beyaz tahtayı kullanırken hem yazmak için yere (geçici depolama alanı) hem de problem çözme yeteneklerinizi kullanmaya (aktif bilgi işleme) ihtiyacınız vardır.

Mesele şu ki beyaz tahta alanı o kadar da büyük değildir. Siz bir şeyler yazdıkça boş alan azalır. Bu yüzden de oradaki önemli verileri bir yere kaydedip tahtada yer açmanız gerekir. Bunu yapmanın yöntemlerinden biri beyaz tahtadaki bilgiyi post-it not kağıtlarına (uzun süreli hafıza) yazmaktır. Bir kez notlarınızı aktardıktan sonra beyaz tahtayı silip yer açabilirsiniz. Eğer daha sonra ne yaptığınızı hatırlamak isterseniz notlarınıza bakmanız yeterli olacaktır.

Çalışma Hafızası için E-Learning Tasarlamak

Siz bir e-learning dersinde ilerledikçe gördükleriniz ve duyduklarınız geçici olarak depolanacakları çalışma hafızasına girer. Beyniniz yeni verileri aktif olarak işler ve bunları uzun süreli hafızanızdaki bilgi ile bütünleştirmeye çalışır.

Yani siz dersi takip ederken beyniniz şunları yapar:

  1. Yeni veri alır
  2. Bu veriyi aktif olarak işler
  3. İşlenen veriyi uzun süreli hafıza ile bütünleştirir

Beyninizin karşılaştığı probleme bakalım: Çoğumuzun beyni çalışma hafızasında ancak belli miktarda veri tutabilir. Bu yüzden 219 x 473 şeklindeki bir çarpma işlemini yapmak o kadar kolay değildir çünkü hem verileri çalışma hafızamızda tutmaya çalışırız hem de bir yandan onu aktif olarak işlemeye çalışırız.

Çalışma hafızanız gerçekten de epey kısıtlı kapasiteye sahiptir ve bu “bilişsel yük” ile bağlantılıdır. Eğer çalışma hafızanızı çok fazla bilgi ile doldurmaya çalışırsanız o zaman onu işleyecek yer kalmaz ve bu da daha sonra hatırlamayı güçleştirir.

İşte burada e-learning tasarım yetenekleriniz devreye girmelidir. Öğrenciye bir yığın veriyi boca etmek yerine ders içeriğinizi beynin verileri nasıl işlediğini göz önünde bulundurarak yapılandırıp öğrencinizi adım adım yönlendirebilirsiniz.

Temelde şu üç şey gerçekleşmek zorundadır:

  1. İçeriği Küçük Parçalara Bölün: Yeni bilgiyi küçük, ilgili parçacıklara bölerseniz çalışma hafızasına yardımcı olmuş olursunuz. Sakın çalışma hafızasını alakasız içerik ile aşırı yüklemeyin. Beyin o esnada verileri sıralamak ve organize etmekle meşguldür. Eğer gereksiz ya da çok fazla veri ile bir anda karşılaşırsa bu öğrenme sürecini baltalar.
  2. Daha Önceki Bilgiye Dayanın: Öğrencinin daha önceki bilgilerinden faydalanmasını sağlayacak öğrenme süreçleri oluşturun. Örnek vaka analizleri (case studies) ve pratik egzersizler iyidir çünkü öğrencinin yeni bilgiyi eski deneyimleri ile bütünleştirmesini sağlarlar.
  3. Gerçek Hayat Bağlamı Sunun: Bilgi aktarmanın temel hedefi öğrencinin bilgiyi uzun süreli hafızasından alıp gerçek dünya bağlamında bir probleme uygulayabilmesidir. Öğrencinin edindiği bilgiyi iş hayatında, ofisinde, vs. uygulamasına yardımcı olacak senaryolar üretin. Senaryo tabanlı problem çözme yeteneklerinin geliştirilmesine yönelik egzersizler gerçek dünyaya kolayca aktarılabilir.

Eğer öğrencilerinizin ders bittikten sonra da dersteki bilgileri kullanabilmesini istiyorsanız bu bilgilerin kolayca hatırlanacağından emin olmalısınız bu yüzden de lütfen ne kadar bilgi sunduğunuzu ve bunu ne şekilde sunduğunuzu sürekli göz önünde bulundurun.


Emre Sevinç
Bilişsel Bilimci, Yazılım Geliştirme ve Uzaktan Eğitim Uzmanı

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: